
Saatin alarmı ile yatağında doğrulup, açmakta zorlandığı gözleri ile mücadele etti bir süre. Nihayet az sonra kalkıp banyoya doğru ilerledi ve elini yüzünü yıkadıktan sonra kahvaltıyı hazırlamak için mutfağa yöneldi. Ancak buzdolabının kapısını açtığı anda bu fikrinden vazgeçti. Çünkü buzdolabı neredeyse tam takırdı. Alışveriş yapması gerekiyordu. Buzdolabının kapağını kapatıp guruldayan karnının sesini dışarıda bir şeyler atıştırarak dindirebileceğini düşündü.
Üzerini giyinip dışarıya çıkmak için tekrar yatak odasına döndüğünde sandalyenin üzerinde duran gömleğinin yakasının kirlenmiş olduğunu fark etti. Bunun üzerine gardıroptan temiz bir gömlek bulup giyinmeye başladı. Ancak gömleğin daha ilk düğmesini iliklemeye çalışırken ipi kesilen düğme birden bire elinde kalıverdi.
Bir süre anlamsızca elinde duran düğmeye baktı. Az sonra güçlükle de olsa yatağın kenarına oturup, bir yandan elindeki düğmeyi tüm gücüyle sıkarken bir yandan da hıçkırarak ağlamaya başladı.
Ağlamasının nedeni özlemdi, ağlamasının nedeni çaresizlikti ve ağlamasının nedeni bu basit düğmeydi. Bugüne kadar gömleğinin kopan bir düğmesini dikmesi hiç gerekmemişti, çünkü bunu onun yerine daima eşi yapardı. Yani iki hafta önce kanser nedeniyle kaybettiği ve canından çok sevdiği eşi.
- 13.06.13
- 3
- Permalink
